13 Ocak 2008 Pazar

sessizlik sensin geceleri

"Anlardım aklından geçenleri, sustukça konuştuk sanki... Sevdaymış meğer bu içimizde yıllardır uyuyan deli... Sessizlik sensin geceleri. Dayandım gecenin karasına; artık kimse kıramaz beni... O kül gibi deniz... O sessiz kız kayıp bir sandala binip gitti..."

Sessizlik sensin geceleri... Sensizlik sessiz geceleri...

10 Ocak 2008 Perşembe

görüyor, duyuyor, seviyor

Ben ona öyküler yazdım, şiirler düşledim; şarkılar geçirdim içimden, masallar kurdum ona. Hepsine uzaktan baktı... Okudu, anladı, dinledi, hayran oldu... İçimden geçeni görüyormuş, susarak dediğimi duyuyormuş, öyle söyledi... Ben de ona inandım...

Üzülüyorsun değil mi Nin, diye soruyor; onu üzecek bir ceza duymak için. Üzüldüğümü bilip üzülmek için. Hayır diyorum, üzülmüyorum. Herkese güçlü görünüyorsun, öylesin de, ama ben hissediyorum bana karşı içindeki zayıflığı, diyor... Görmene izin verdiğim kadarını görüyorsun, diyorum kendimden emin. Bakmama sınır koyabilirsin sen ancak. görmeme değil, diyor sakince. Görüyor demek, görüyor olmalı... Korkuyorum. İçimden geçeni görseydin, bunların hiçbiri olmazdı diyorum, küskün bir sesle... Gördüğümü sanıyorum ama o kadar içini gördüğümü hissettiremiyorum, diyor sessizce. Ne çok acı çekiyordum ben, ah ne çok yerden yırtılıyor hayaller bir anda... Atlatmak için çabaladığımın yarısı kadar çabalasaydın, kendini beni sevmiş bulurdun, diyorum. Seni sevdiğimi görüyorsundur umarım, diyor; susuyor...

Umut, bitiyor. Bitiyorum.

2 Ocak 2008 Çarşamba

deli kızın türküsü

Yeni yıl yeni kararlar hikayesi... Hiçbir zaman işe yaramaz, yaramadı ben beceremedim. Karanlığı severdim, her şey karardı... Sonra senaryolar yazdım uzun boylu karanlık adamların gölgelerine, onları aydınlıkmış gibi anlattım herkese... Öykülerini yazdım kör noktalarına düştüğüm parlak gözlerin bana bakmadıkları ışıklı anlarına... İyilikler yaptım bir sürü, denize attım, karşı kıyıya ulaşamadı hiçbiri...

Bir ara dua edip durdum, benim olsun diye. Sonra Tanrı'yla fena bozuştum, baktım umrunda bile değil... Hiyerarşiyi kabullendim. Şükrettim, fark ettim, affettim... Bunların hepsi sırasında ve hepsinden sonra ve önce onu çok sevdim... 'O' değişti bazen, birçoğunda onu gördüm, arada ona rastladım, onu hayal ettim... Kimse beni onun gibi sevmedi, kimseyi onu sevdiğim gibi sevemedim... Çünkü kimse izin vermedi...

Biri elimden tutsa, çok ünlü olabilirdim ama şarkılarımı ben hep içime söyledim... Şimdi, kimse beni duymadıysa ben bunun için kimi suçlayabilirim?

Yeni yıl, yeni kararlarla gelmedi bana, ama yeni hikayeler gelecektir şüphesiz... Ben onları içime anlatacağım... Siz yine de bi zahmet 'Karayı kaldırın maviyi koyun, umudumu yitirmedim', diyeceğim ama karanlık daha mı iyi bilmem ki? Malum 'Bu Allahsız bu yağmur işlemez karanlıkta'...

Sonuçta 'Bir büyük oyun bu yaşamak dediğin...'
İçinde kaybolmak meşru demektir bu...