Ben ona öyküler yazdım, şiirler düşledim; şarkılar geçirdim içimden, masallar kurdum ona. Hepsine uzaktan baktı... Okudu, anladı, dinledi, hayran oldu... İçimden geçeni görüyormuş, susarak dediğimi duyuyormuş, öyle söyledi... Ben de ona inandım...
Üzülüyorsun değil mi Nin, diye soruyor; onu üzecek bir ceza duymak için. Üzüldüğümü bilip üzülmek için. Hayır diyorum, üzülmüyorum. Herkese güçlü görünüyorsun, öylesin de, ama ben hissediyorum bana karşı içindeki zayıflığı, diyor... Görmene izin verdiğim kadarını görüyorsun, diyorum kendimden emin. Bakmama sınır koyabilirsin sen ancak. görmeme değil, diyor sakince. Görüyor demek, görüyor olmalı... Korkuyorum. İçimden geçeni görseydin, bunların hiçbiri olmazdı diyorum, küskün bir sesle... Gördüğümü sanıyorum ama o kadar içini gördüğümü hissettiremiyorum, diyor sessizce. Ne çok acı çekiyordum ben, ah ne çok yerden yırtılıyor hayaller bir anda... Atlatmak için çabaladığımın yarısı kadar çabalasaydın, kendini beni sevmiş bulurdun, diyorum. Seni sevdiğimi görüyorsundur umarım, diyor; susuyor...
Umut, bitiyor. Bitiyorum.