mention this to me
mention something, anything
and watch the weather change
Hiç ilerlediğimi sanmıyorum. Aynı aptalca duyguları taşıyorum içimde. Bendeki başkalaşma, gelişme biçiminde olmuyor. Olduğum gibi kaldım ben. Aptallar gibi büyümedim. Biraz ağırlığım arttı o kadar.
Yere çok uzaktayız ve düşmeye çok yakın.
Bir sıkıntı bir bıkkınlık... Düşünecek yeni bir şeyler arıyorum. Yorganı üstümden atıyorum; 5 kere üstüste bir sağdan bir soldan 360 derecelik açılarla etrafımda dönüyor ve yatağın dört bir yanına bakıyorum; pek tabii karanlıkta hiçbi şeycik göremiyorum. Ezbere bildiğim yere uzanıp ışığı açıyorum (demek ki ne kadar dönersen dön, ışığın yeri hiç değişmiyor). Sıkılıyorum hemen kapatıyorum ışığı. Sağ olsun; gürültücü komşu -sıkıntımı sezmiş olmalı- balkonun ışığını açıyor da odaya yalandan biraz ışık doluyor. Oluşan birkaç gölgeyi tanıdıklara benzetiyorum. Saatime uzanıyorum, fosforlu fosforlu parlayarak gecenin üçünü bildiriyor bana, sinirlerim biraz daha bozuluyor.
Bu yazı hoşunuza gitmeyecek, şimdiden uyarayım... Öyle çiçek-böcek, aşk-meşk anlatmayacağım bu sefer. Lanet edebilir, insafımı sorgulayabilir, "ayıp ayıp Nin, sen böyle değildin" diyebilir ve hatta beni vazgeçirmeye çalışabilirsiniz. Şimdiden söylüyorum, ikna çabalarına olumlu geri bildirim vermeye kapalıyım!