1 Mayıs 2008 Perşembe

ben dururum, dünya döner---dilerse, dünya da durabilir...

"Umrumda değil"; çok provokatif bir cümle...
Biliyorum; tam bir 'acımadı ki acımadı ki' tavrı, ama tamamen içimden geliyor.

Yani şu sıra ağzımdan ya da elimden dökülen 'umrumda değil'lerin sonuna ünlem değil, üç nokta değil; sadece nokta koyula!!

Benim gibi 'kayıtsızlık' müessesine azıcık yaklaşabilmek için ruhunu satabilecek kadar 'kafaya takma alışkanlığı'na sahip bir insan için, durum bildirir bir tümceden çok bir temenniymiş gibi algılanacağı da açık... Ben de çok şaşkınım.

Hayatımda (sanıyorum ki) ilk defa hiçbir şey umrumda değil:
Sabah işe geç mi kaldım? Yarım saat daha uyurum...
Yağmurdan kaçarken doluya mı tutuldum? İyi iyi, masaj olur bana...
Yolda, otobüste, ofiste peydah olan normal görünümlü ruh hastalarına bakıyorum, gösteriyorlar kendilerini zira; 'çekil kenara' diyorum sakince...
Aşklar yarım mı kalmış? Ben daha da eksiğim...

Diyorum ki:
Hiçbir şeyin sorumluluğu, sıkıntısı, beklentisi, sanrısı, hayali, derdi, eksiği, fazlası yok içimde.

Sinir dahi olmuyorum bi şeye... Vardır kesin bunu (bu salaklığı, bu yoruldum'u, bu boşvermiş buldum kendimi'yi) çok güzel anlatan bir şiir, bir şarkı ama onu düşünmek de istemiyorum şimdi.

"Dünya yansın!" Umrumda değil(nokta)

Hiç yorum yok: